Yiğit AYDIN
15 Temmuz Darbe Girişimi’nin üzerinden 10 yıl geçti. Emperyalizmin Ortadoğu eksenli politikalarına paralel olarak, ülkeyi İslamcı bir cumhuriyete dönüştürmek için görev alan Cemaat-AKP koalisyonunun çıkar çatışması sonucu, ülke büyük bir çıkmaza sürüklendi. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Allah’ın lütfu” olarak nitelendirdiği darbe girişimi, tam da Erdoğan’ın istediği bir hâl aldı.
Cemaat-AKP koalisyonu, Ergenekon operasyonlarından 2010 referandumuna kadar bir dizi hamleyle yargı ve ordu başta olmak üzere ülkedeki tüm alanlar üzerinde hâkimiyet kurdu. Cemaat ile AKP arasında yükselen paylaşım savaşı ise MİT krizinden 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına uzanan çatışmalarla büyüyerek 15 Temmuz’a kadar uzandı. Darbe girişiminin hemen ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile darbecilerle mücadele sınırını aşarak ülkedeki tüm ilerici, devrimci, demokrat ve muhalif kesimleri ezmenin bir aparatına dönüştürüldü.
OHAL baskısı altında geçen 2017 Anayasa değişikliği Referandumu ve ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kuvvetler ayrılığı tamamen ortadan kaldırıldı. Meclis işlevsizleştirildi, yargı saraya bağlandı ve Türkiye, liyakatin tamamen yok edildiği, otoriter bir aile devletine dönüştü. Gülen cemaatinin devletten tasfiyesiyle boşalan alanlar, tarikatlar arasında "parsel parsel" paylaşıldı. 7 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nda aralarında AKP, CHP ve MHP'nin de bulunduğu bir miting düzenlendi. Bugünkü rejim her fırsatta “Yenikapı Ruhu”nu çağırmaya devam etti. İki hafta önce Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan iktidarın “Terörsüz Türkiye” diye nitelediği süreci “Yenikapı Ruhu”nun vücut bulması gereken zemin olarak öne sürdü.
TESLİM ALAMADI
Türkiye’nin ilerici damarı ve aydınlık geleceğe olan inancı asla yok edilemedi. On yıllık sistematik baskıya, devletin tüm olanaklarının gerici yapılara seferber edilmesine rağmen, bu ülkenin gençleri, kadınları ve emekçileri teslim olmadı.
Öte yandan dün açıklama yapan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’un ardından ‘‘demokrasyi güvence altına alacak adımların atıldığı’’nı ileri sürdü.
Yorumlar