Maden bölgesi İzmir Kınık’ta, patronlar madencileri aç bırakırken hanelerin kadınları da ağır koşullarda tarım işçiliğine itiliyor. Mısır püskülü toplayan mevsimlik kadın işçiler, düşük yevmiyeler, güvencesiz ve uzun çalışma saatleriyle sömürülüyor.
Sabah 08.00’den akşam 17.00’ye kadar 1 saat molayla çalışan işçilere ne yemek, ne de ekstra mola hakkı tanınıyor. İşçiler yemeklerini evden getiriyor, işverenin getirdiği sular ise güneşte kaynayarak içilemez hale geliyor.
İŞÇİLER DEVAMLI SICAKTAN BAYILIYOR
8 yıldır mısır püskülü işi yapan 65 yaşındaki Sultan Çimen, temmuz-ağustos aylarında topladıkları mısır püskülünün hasadında sıkça işçilerin sıcaktan bayıldığını, işçilerin başına güneş geçtiğini söyledi. Zorlu çalışma koşullarına rağmen geçen yıl 800 lira olan yevmiyeye bu yıl yalnızca 200 TL artış yapıldığını kaydeden Çimen, ne kendinin ne de eşinin emekliliğinin olmadığını belirtti. “Benim eşim emekli, oğlum madenci. Nerdeyse Kınık’ta yaşayan herkes madenci. Ama madende çalışarak insanlar evlerine bakamıyor. Zaten çalışan madenler de ya kapanıyor ya da işçilere ücretleri ödenmiyor. Bu nedenle biz çoluğumuzu çocuğumuzu bırakıp tarlalara çalışmaya gidiyoruz. Eşlerimiz çalışsa da tarlalara gitmek zorundayız, çünkü yetmiyor. Güneşin altında 9 saat hiç durmadan çalışmanın sonucunda ise elimize geçen para 1000 lira" dedi.
İŞSİZLİK BU KOŞULLARA MECBUR BIRAKTI
301 madencinin yaşamını yitirdiği facianın ardından madenlerde işlerin kötüleştiğini, Polyak gibi diğer madenlerin de bir bir kapatıldığını söyleyen Çimen, 2011’den bu yana madencilik yapan oğlunun Işıklar Maden’in kapatılmasının ardından işsiz kalığını söyledi. “Bizler tarlalara ucuz işgücü olarak çalışmaya mecbur bırakıldık. Madencilerin hayat şartları zaten zor. Ne eşlerimiz ne de biz emeğimizin karşılığını alabiliyoruz” dedi.
EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET VERİLMİYOR
Tarlalarda çalışan yevmiyelik eşit ücretler almadığını aktaran Çimen, “Bunun nedenini de bilmiyoruz. Hatta birkaç yevmiyemiz de içeride kaldı, ‘bugün vereceğim, yarın vereceği’ denilerek ödenmedi.
Çimen, tarlada çalıştıkları koşulları şu şekilde özetledi: “Mısır işi çok ağır. Hava çok sıcak, mısırlar uzun ve sık. Sabah 8’den akşam 5’e kadar çalışıyoruz, sadece bir saat yemek molası var. Sürekli ayakta ve kollar yukarıda çalışıyorsun. İçeride bayılanlar oluyor. Su var ama sıcakta kaynıyor. 65 yaşındayım. Yıllardır domates, biber, mısır ne iş olursa yapıyorum ama emeğinin karşılığını alamıyorsun. En zor iş mısır. Artık boynumu bile çeviremez hale geldim. Tarlaya gelen kadınların hiçbirinin durumu iyi değil. İmkânı olan çocuklarını bırakıp ovaya gelmez. Ben de mecburum çalışmaya.”
TARIM ŞİRKETLERİN KONTROLÜNDE
Türkiye’de tarımın, “modern tarım” denilerek birkaç büyük şirketin kontrolüne bırakıldığını söyleyen bir diğer mevsimlik işçi Ercan Çetinyılmaz, “Eskiden şeker, tütün, pamuk para kazandırıyordu. Ancak dışa bağımlılık arttıkça çiftçinin hiçbir değeri kalmadı” dedi. Toplanılan mısır püsküllerinin yurt dışına ihraç edildiğini aktaran Çetinyılmaz, “Üretilen mısırın bir kısmı tohumluk, bir kısmı yemlik olarak kullanılıyor. Türkiye’de ekilip biçiliyor, hasattan sonra yurt dışına gönderiliyor. Gönderen büyük şirketler kâr ederken ne üreten ne de toplayan bir kazanç elde edebiliyor” diye konuştu.
Geçtiğimiz hafta tarlada bir arkadaşının sıcaktan bayıldığını anlatan Çetinyılmaz, “ Kimse ilgilenmedi. Ne iş güvenliği var ne sigortamız” dedi.
Mısır püskülü toplayan işçilerin yüzde 80’inin kadın olduğunu belirten Çetinyılmaz, İzmir de tarım işkolundaki neredeyse en zor ürünün mısır püskülü olduğunu kaydetti. Yevmiyelerin ise 600-800-1000 olarak yükseldiğini belirterek yapılan işçiliğe göre çok düşük kaldığını söyledi.
SORUNLAR ETRAFINDA BİRLEŞMELİYİZ
Ülkede sorunun yalnızca tarım işçilerinin sorunu olmadığını vurgulayan Çetinyılmaz, son olarak şunları söyledi: “Namusuyla, alın teriyle çalışan herkesin ortak sorunu var. İnsanların ekonomik, iş ve geçim sıkıntıları var ama konuşulmuyor. Oysa bugün başkasına dokunan haksızlık, yarın herkese dokunuyor. Tarım giderek belli bir sermaye grubunun kontrolüne bırakılıyor. Hepimizin ortak sorunları var. Bu sorunlar etrafında birleşemediğimiz sürece bunları konuşmaya devam ederiz ama değiştiremeyiz.”
Yorumlar