Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.
Kayıp yakınları 1110. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı'nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.
Bu haftaki açıklamayı Ferhat Tepe'nin kardeşi Ayşe Tepe okudu.
"VİCDANI YARALAYAN BU KARARLAR, KİMSEYİ AKLAYAMAZ"
Ahbap Derneği soruşturması kapsamında tutuklanan sunucu Oğuzhan Uğur'un babası emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un sözlerine gönderme yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
"1113.haftamızda bir kez daha haykırıyoruz: Bugüne kadar mahkemeler, gözaltında kaybetme davalarında delilleri ve tanık beyanlarını görmezden gelerek sanıklar hakkında beraat kararları verdi. Cezasız bırakılanlar bugün hâlâ 'Alnımız ak, başımız dik' diyerek yaralarımıza tuz basmaya devam ediyorlar. Kamuoyu önünde bir kez daha söylüyoruz: Hukuku ve vicdanı yaralayan bu kararlar, kimseyi aklayamaz."
Bugün, tüm gerçeklere rağmen cezasızlıkla sonuçlandırılan dosyalardan biri olan Abdulbaki, Kemal ve Zübeyir Birlik ile Zeki Alabalık’ın dosyasını bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.
26 yaşındaki Kemal Birlik ve 34 yaşındaki Zeki Alabalık, Kızıltepe Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlüydü. Üç yıl dokuz aylık cezalarını tamamlayacakları 29 Mart 1995 tarihinde tahliye edileceklerdi.
'TAHLİYE OLANLARDAN DA KARŞILAMAYA GİDENLERDEN DE HABER ALINAMADI'
Kemal ve Zeki, ailelerine yazdıkları mektuplarda, 'Bizi almaya kalabalık gelin' demişti. Baba Abdulbaki Birlik ve kardeş Zübeyir Birlik, tahliye günü cezaevine gitti. Askerler onları kapıdan içeri aldı. Ancak ne tahliye olanlardan ne de onları karşılamaya gidenlerden bir daha haber alınabildi.
Görgü tanıkları, onların cezaevinden çıktıktan sonra askerler tarafından takip edildiğini ve zorla askeri bir araca bindirilerek götürüldüklerini anlattı. Birlik ve Alabalık aileleri, yerelden ulusala tüm ilgili makamlara başvurdu. Ancak soruşturma dosyası, 2012 yılına kadar Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tozlu raflarında bekletildi.
SU KUYUSUNDAKİ KAZIDA KEMİKLERE ULAŞILDI
İHD Mardin Şubesi ve aileler, 2013 yılında yeniden savcılığa başvurdu. Kayıpların Yurtderi (Efaré) Köyü’ndeki eski bir su kuyusunda olduklarına dair duyumlar üzerine, söz konusu kuyuda kazı çalışması yapılmasını talep etti.
Savcılık talimatıyla yapılan kazı çalışmaları sonucunda çok sayıda insan kemiğine ulaşıldı. İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından incelenen kemiklerin Abdulbaki, Kemal ve Zübeyir Birlik ile Zeki Alabalık’a ait olduğu tespit edildi.
HASAN ATİLLA UĞUR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Aileler ve İnsan Hakları Derneği, kayıplardan sorumlu oldukları gerekçesiyle dönemin Kızıltepe Jandarma Komutan Vekili Hasan Atilla Uğur ve diğer görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Kemal ve Zeki ile aynı dönemde cezaevinde bulunan tanıklar, dönemin Jandarma İlçe Komutanı Hasan Atilla Uğur’un Kemal Birlik’i ölümle tehdit ettiğini anlattı. Cezaevinde görevli bir tanık ise, Uğur’un tahliyelerinden iki gün önce cezaevini arayarak Kemal ve Zeki’nin tahliye tarihini sorduğunu savcılık ifadesinde belirtti. Aile üyeleri de cezaevine gelen Atilla Uğur’un Kemal’e, 'Buradan çıktığın gün benim için bayram, seninse felaketin olacak' diyerek tehditte bulunduğunu söyledi.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturma sonunda hazırladığı iddianamede, şüphelilerin JİTEM’in 1992-1996 yılları arasındaki faaliyetleri kapsamında, aralarında Abdulbaki, Kemal ve Zübeyir Birlik ile Zeki Alabalık’ın da bulunduğu 22 kişinin kaçırılması ve öldürülmesinden sorumlu olduklarının dosyadaki delillerle ortaya konulduğunu belirtti. Bu tespit doğrultusunda şüphelilerin cezalandırılmasını talep etti.
İddianame mahkeme tarafından kabul edildi ve Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve beş korucu hakkında 'silahlı örgüt kurmak veya yönetmek', 'silahlı örgüte üye olmak' ve 'tasarlayarak öldürmek' suçlarından dava açıldı.
'22 KİŞİNİN İNFAZ EDİLMESİ KARANLIKTA BIRAKILDI'
Ancak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen davada, içlerinde kamu görevlilerinin de bulunduğu tanıkların açık, net ve birbiriyle uyumlu ifadelerine rağmen sanıklar beraat etti. Yapılan istinaf başvurusu da reddedildi. Böylece cezasızlık uygulamaları sonucunda, Birlikler ve Zeki Alabalık’ın da içinde olduğu 22 kişinin infaz edilmesi ve zorla kaybedilmesi karanlıkta bırakıldı.
Kaç yıl geçerse geçsin; Abdulbaki, Kemal, Zübeyir Birlik ve Zeki Alabalık için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."
BİRLİK AİLESİNİN MEKTUBU OKUNDU
Açıklamanın ardından Birlik ailesinin Kızıltepe'den yolladığı mektup da okundu.
29 Mart 1995'te Mardin Kızıltepe Cezaevi'nde tutuklu olup tahliye olan Kemal Birlik'in kardeşi Çetin Birlik, mektubunda şu ifadelere yer verdi:
"Benim adım Çetin Birlik. 1972 Bitlis Mutki doğumluyum.
29 Mart 1995'te Mardin Kızıltepe Cezaevi'nde tutuklu olup tahliye olan Kemal Birlik'in kardeşiyim. Bu tarihte tahliye olan Kemal Birlik ve babamın dayısı olan Zeki Alabalık'ı almaya giden babam Abdülbaki Birlik ve ağabeyim Zübeyir Birlik o tarihten bu yana 'faili meçhul' olarak tarihe geçti.
'HANÇER TİMİ TARAFINDAN KATLEDİLDİLER'
Aslında faili belli. O dönemde tabur komutanı olan Hasan Atilla Uğur ve Hançer timi tarafından cezaevinin ilerisinde askeri ablukaya alınarak boşaltılmış bir köyde katledildiler.
'HASAN ATİLLA UĞUR TARAFINDAN TEHDİT EDİLİYORDU'
Ağabeyim Kemal Birlik cezaevinde ve revire giderken sürekli Hasan Atilla Uğur tarafından tehdit ediliyordu. Hasan Atilla Uğur'un 'Senin çıkışını bayram gibi bekleyeceğim' gibi tehditlerine tanık olanlar vardı. Hasan Atilla Uğur hakkında daha sonraları kapatılmış su kuyusunda görev yaptığı döneme ait başta faili meçhul cinayetlere ait cesetlerin çıkmasına rağmen, baştan sona elleri kanlı, bir sürü masum insanın kanına girmiş bir kişinin adaletin önünde hesap vermesi gerekirken 'alnım ak' demesi utanç verici bir durumdur.
Biz mağdur aileleri olarak bir an önce bu katillerin hak ettikleri cezayı almalarını istiyoruz.
Adaletin tecelli etmesini istiyoruz.
Cumartesi Anneleri'ne desteklerimi iletiyor ve adaletin sağlanmasını temenni ediyorum.
Vicdanlı ve duyarlı herkese selamlar."
Bugün, tüm gerçeklere rağmen cezasızlıkla sonuçlandırılan dosyalardan biri olan Abdulbaki, Kemal ve Zübeyir Birlik ile Zeki Alabalık’ın dosyasını bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz. #CumartesiAnneleri1113Hafta https://x.com/i/broadcasts/1qGoNNAbVBvKv
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) July 25, 2026
Jitem-Kızıltepe davası
Hasan Atilla Uğur ve 'hançer timi' ya da 'bıçak timi' adı verilen yapı hakkındaki suçlamalar davaya da dönüşmüştü. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 1992-1996 yılları arasında 22 kişinin infaz edildiği iddialarına yönelik Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı JİTEM soruşturması, İstanbul merkezli Ergenekon soruşturmaları kapsamında konuşan “Aydos” kod adlı gizli tanığın ifadesiyle başlatılmıştı.
Gizli tanık ifadesinde, Hasan Atilla Uğur’un yüzbaşı rütbesiyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı olduğu dönemde yaşanan birçok faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğunu öne sürülmüştü. Mağdur ailelerin de ifadeleriyle soruşturma genişletilirken aralarında itirafçı ve korucuların da bulunduğu toplam 9 kişi hakkında dava açıldı.
Soruşturma sırasında Kızıltepe Katarlı Köyü’nde bulunan su kuyusu açıldı ve içinde çok sayıda insan kemiği bulundu. Bu kemiklerin 1995'te gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Şemsettin ve Nejat Yalçınkaya'ya ait olduğu belirlendi.
Ancak 2019 yılındaki karar duruşmasında, aralarında Hasan Atilla Uğur ve dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu'nun da yer aldığı sanıklar, 'üzerine atılı suçların unsurlarının oluşmaması' nedeniyle beraat ettiler.
Cumartesi Anneleri Ferhat Tepe için adalet istedi
Yorumlar