Haber Merkezi
Çanakkale’de Cengiz Holding’e ait CENAL Kömürlü Termik Santrali’ne 1050 megavatlık yeni ünite eklenmesini öngören kapasite artışı projesine karşı çevre örgütleri, meslek odaları ve yurttaşlar önceki gün bir araya geldi. “Kömürsüz Çanakkale” çağrısıyla düzenlenen halk forumunda, “kapasite artışı” adı altında gündeme getirilen projenin fiilen yeni bir ithal kömürlü termik santral anlamına geldiği belirtilerek izin sürecinin durdurulması istendi.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile İda Dayanışma Derneği'nin çağrısıyla Halk Bahçesi’nde foruma, Muğla’dan MUÇEP, Maraş Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu, Kirazlı Yaşam ve Dayanışma Derneği gibi derneklerin yanı sıra meslek odaları, ulusal ve uluslararası iklim sivil toplum temsilcileri ve uzmanlar katıldı.
Forumda, "kapasite artışı" olarak sunulan projenin fiilen yeni bir ithal kömürlü termik santral anlamına geldiği vurgulanırken, projenin iklim, halk sağlığı ve bölgenin geleceği üzerindeki etkileri ele alındı.
Çanakkale’nin Karabiga beldesinde 1320 MW kurulu güce sahip ithal yakıtlı Cenal Termik Santrali’nin kapasitesine 1050 MW gücündeki yeni bir ünite eklenmesi için izin süreci başladı. Şirketin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusu sonucunda, 30 Haziran’da halkın katılım toplantısı yapıldı. 2017 yılında üretime başlayan CENAL kömürlü termik santraline karşı 2012 - 2019 yılları arasında birçok dava açıldı ve kazanıldı; ancak şirket 2019 yılında yeni bir ÇED olumlu kararı alarak faaliyetine devam etti.
3 BİN 167 ERKEN ÖLÜM
Forumda söz alan uzmanlar, Çanakkale'nin hâlihazırda Türkiye'de kömürlü termik santrallerin en yoğun bulunduğu illerden biri olduğunu anımsattı. İl sınırları içinde faaliyet gösteren beş kömürlü termik santralin bugüne kadar hava kirliliği nedeniyle 2020 yılına kadar en az 3 bin 167 erken ölüme yol açtığının, sağlık etkilerinin ekonomik maliyetinin ise yaklaşık 7 milyar dolar olarak hesaplandığının altı çizildi. Çanakkale Tabip Odası’ndan Ayşe Güneş, santrallerin sağlık etkilerine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Kömürlü termik santrallerin saldığı gazlar ve partiküller vücudumuza girerek bizi zehirliyor. Vücudumuzun bu zehirlere karşı bir korunma mekanizması yok. Bu sebeple de kömür bölgelerinde yaşayanlarda kanser, KOAH, astım gibi birçok hastalıkta artışı var. Tüm dünyada kömürden çıkış kararları verilirken biz neden yenilerini yapıyoruz.”
BÜYÜK ÇELİŞKİ
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan, COP31'e ev sahipliği yapan Türkiye'nin yeni bir kömürlü termik santral projesini gündeme getirmesinin büyük bir çelişki olduğuna dikkat çekti:
"Çanakkale'de daha önce Çırpılar Termik Santrali projesini muhtarlarımızla, yerel ve ulusal sivil toplum örgütleriyle omuz omuza vererek durdurduk. Ancak CENAL'de aynı sonucu alamadık. ÇED olumlu kararının iptali için dava açtığımızda şirket santralin inşaatını çoktan tamamlamıştı. Sonuçta antik bir kentin yanı başında, derin deniz deşarjıyla denizi kirleten ve tarımı olumsuz etkileyen bu santrale engel olamadık. Ama yeni ünitenin yapılmaması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. COP31'e ev sahipliği yapan Türkiye'nin bir yandan iklim liderliğinden söz ederken diğer yandan yeni bir kömürlü termik santral projesini gündeme getirmesi büyük bir çelişkidir. Bu çelişkiyi kabul etmiyoruz; Karabiga'nın havasını, suyunu ve toprağını birlikte savunacağız."
İda Dayanışma Derneği’nden Pınar Bilir, bugüne kadar 14 termik santral projesine karşı dava açtıklarına dikkat çekerek "Metalik madencilik projeleri ve termik santral projeleri bu mücadelenin başında gelmektedir. Bugüne kadar 14 termik santral projesine karşı dava açtık. Cengiz Holding ve Alarko işbirliği ile yürütülen şimdi sadece Cengiz Holding'e ait olan CENAL Termik santrali ile mücadeleyi de kuruluş aşamasından beri takip etmekteyiz. Yapılan projelerde sağlık etki değerinin değerlendirilmediği ve kümülatif etkinin dikkate alınmadığı bu yeni projelerde halk sağlığı ve ekosistemin korunması adına yerel ve ulusal örgütlerle birlikte yeni bir mücadelenin içinde yer aldığımızı bildiriyoruz” dedi.
Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat da Afşin Elbistan’da 2 yeni ek üniteyi iptal ettirdiklerini anımsatarak "Afşin-Elbistan'da mücadeleye, arkadaşlarımız birer birer kanser olduktan sonra başladık. O günlerde bir şeyi değiştirebileceğimize dair umudumuz çok azdı. Ama yıllarca süren mücadelemizin sonunda önemli bir zafer kazandık. O zafer bize bir şeyi gösterdi: Halk bir araya geldiğinde, vazgeçmediğinde en büyük projeler bile durdurulabiliyor. Bugün aynı dayanışmayı büyütmek için Karabiga'dayız. Çünkü biliyoruz ki Karabiga'nın mücadelesi sadece Karabiga'nın değil; temiz havayı, sağlıklı yaşamı ve çocuklarımızın geleceğini savunan herkesin mücadelesidir" diye konuştu.
Forumda Türkiye'nin 2026 yılında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık yaptığı bir dönemde yeni ithal kömür yatırımlarının gündeme gelmesinin uluslararası iklim taahhütleriyle çeliştiği de vurgulanarak projenin derhal iptal edilmesi talep edildi. Katılımcılar, yaşam alanlarını, sağlığı ve iklimi ilgilendiren böylesine önemli projelerde halkın karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanmasının demokratik bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, projeye karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Yorumlar