Tacim ÇİÇEK
72 sayfadan oluşan 'İçimizdeki Yonca' (2. Baskısı, Şubat 2026, Gülnar Yayınları/Ankara) adlı kitabın yazarı Betül Yıldız, (3 Kasım 1987, Silifke/Mersin) bazı insanlar konuşarak rahatlarken, kendisinin de yazarak rahatladığını belirtmiş kitabındaki öz yaşamında. Lise mezunu, bir ecza deposunun satış departmanında çalıştığını ve bir kız çocuğu annesi olduğunu da yazmış. Kişisel gelişim ve farkındalık konularıyla ilgili biri Yıldız. Çeşitli mecralarda bu konularda yazmış da. Belirttiğine göre, çocukluk hayali olan bir kitap yazma isteğini çeşitli sebeplerden dolayı ötelemiş hep. Sonunda bu hevesini, isteğini 'İçimizdeki Yonca' ile gerçekleştirmiş.
Görünür yapamadığı bu çalışmasına, neredeyse çocuk denecek yaşta başlamış. Defterlerinde, bilgisayarında hazır bekleyen kısa, uzun metinler kendi kişisel hayat yolculuğunun sözcüklerle kayda alınmış hâli aslında… Yaşadığı sorunun, kalıcı bir hastalık olduğunu; onu tanıyarak ve onunla yaşaması gerektiğini öğrendiğinde, yazmanın kendisini sağaltacağını düşünmüş. Hastalığını teşhis, tedavi ve kontrol aşamalarını da göz ardı etmeden yazdığı metinleri güncelleyerek başlamış yazmaya. Yazmanın kendine iyi geleceği düşüncesi, içindeki yaprakları solmuş yoncanın yavaş yavaş yeşermesine de katkı sağlayacağına inanmış. Böylece bir yandan okumaya, diğer yandan da yazmaya başlamış; bu ince kitabı oluşturan dört bölüm (cesaret, şefkat, farkındalık ve anlam) üzerine... Bunlarla ilgili küçük pratikler de eklemiş çalışmasına. Böylece ‘dört yaprakla kendine dönüş yolculuğu’nu tamamlamış.
Kendisini sağaltmak için yazdıkları, korkularını aşmanın, cesaret bulmanın ve içindeki renkli bahçeye dönmenin, kendiyle barışık olmanın sonuçlarıdır Yıldız’ın. Çünkü, yazmak insanı sağaltır, iyileştirir. Bilimsel araştırmalar, özellikle zorlu ve travmatik deneyimleri kâğıda dökmenin zihinsel, duygusal ve hatta fiziksel sağlık üzerinde doğrudan tedavi edici (terapötik) etkileri olduğunu kanıtladı. Psikoloji literatüründe bu durum, “İfade Edici Yazma” (Expressive Writing) veya “Yazma Terapisi” olarak adlandırılır. Psikolog James W. Pennebaker’ın 1986’da başlattığı ve TÜBİTAK Bilim Genç ile BBC News Türkçe kaynaklarında da yer alan öncü çalışmalar, duygusal yazma eyleminin faydalarını ortaya koydu. Ki Freud da, 1908 tarihli “Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri” makalesinde, bir yazarın yaratım sürecini çocukların oyun oynamasına benzetir. Çocuk oyun oynarken kendi dünyasını yaratır ve nesneleri yeni bir düzene sokar; yetişkinse oyun oynamayı bıraktığında bunun yerine fanteziyi ve yazmayı koyar. Dolayısıyla yazmak, bastırılmış arzuların ve ruhsal gerilimlerin dışa vurularak boşalmasını sağlayan bir tür kendi kendine katarsis (arınma) yöntemidir.
Yazarak kendini sağaltan Yıldız’ın, 'İçimizdeki Yonca’sı, bir öykü, anlatı; edebiyatın hiçbir türüne ait değil… Ama hayatın karşı konulamaz ağırlığı ve koşturmacası içinde kendini ihmal edenlere örnek olabilecek bir içsel farkındalık ve kendini keşfetme düşüncesi barındıran kısa metinler toplamı bir kitap… Okurunu içsel yolculuğa davet eden; sade bir anlatımla içindeki çok renkli bahçenin kapısını aralayan Yıldız ilgiyi hak ediyor.
Yorumlar