Üniversitelerde 2025-2026 akademik yılının sona ermesiyle birlikte vakıf üniversitelerinde işten çıkarmalar başladı.
İstanbul’da bulunan Arel Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, Aydın Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Gelişim Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi ve Atlas Üniversitesi’nde 200’ü aşkın öğretim görevlisinin işine son verildiği öğrenildi.
İşten çıkarmalara yönelik “sözleşme süresinin dolduğu” veya “norm fazlası” gerekçelerinin sunulduğu belirtildi.
İstanbul Beykent Üniversitesi’nde ise kapanan bölümlerde çalışan, doktorası biten ve norm fazlası gerekçesiyle yaklaşık 80 kişinin işine son verildiği öğrenildi.
Aynı zamanda aynı üniversitede çok sayıda araştırma görevlisinin, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) doktorası olmayan araştırma görevlilerinin Mimarlık Fakültesi’nde ders vermemesine yönelik aldığı karar doğrultusunda işten çıkarıldığı belirtildi.
İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ise 100’e yakın akademisyenin işten çıkarıldığı öğrenildi.
SENDİKAL FAALİYET İDDİASI
İstanbul Aydın Üniversitesi’nden işten çıkarılan ve ismini vermek istemeyen bir akademisyen, birçok öğretim görevlisinin “sendikal faaliyetler” nedeniyle işten çıkarıldığını söylerken üniversite yönetiminin bilinçli olarak işten çıkarma gerekçesi bildirmediğini belirtti.
Üniversitede işten çıkarmaların kademeli olarak gerçekleştiğini vurgulayan akademisyen, “İlk liste ile 18 kişi işten çıkarılırken ardından haziran ayında ikinci bir liste ile toplamda işten çıkarılanların sayısı 100’e yaklaştı. Farklı gerekçelerle işten çıkarılanlar da oldu. Kapatılan bölümler, hizmetine ihtiyaç duyulmayan personel, norm kadro meseleleri gibi... Üniversitenin dile getirdiği, sendikanın açıklamalarında da duyduğunuz bu tür gerekçelerle arkadaşların sözleşmelerini feshettiler” dedi.
‘BAHANE ARIYORLARDI’
Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nden işten çıkarılan bir akademisyen, toplamda 6 kişinin sözleşmesinin feshedildiğini belirtti. Akademisyen, işten çıkarmalara gerekçe olarak öğretim görevlileri hakkında açılan soruşturmalar olduğunu vurguladı. Haklarında açılan soruşturmaların tamamen keyfi olduğunu vurgulayan akademisyen, “İşten çıkarmak için neden arıyorlardı ve keyfi soruşturmalarla gerekçe çıkardı” dedi.
İşten çıkarmaların öğretim görevlileri için birer gözdağı olduğunu vurgulayan akademisyen şöyle konuştu: “Birçok bölüm kapanırken, kadrolar kişiye özel çıkarken işsiz kalmak büyük bir tehdit haline geldi. Vakıf üniversitelerinde birçok hukuksuz şey yaşanıyor. Bu nedenle bu işten çıkarmalarla ‘Bunlara sesini çıkartırsan kapının önüne koyarım’ mesajı verilmek isteniyor. Bu nedenle gittikçe yaşananlara daha çok sessiz kalınıyor ve bu süreci hızlandıran şey oluyor.”
EMEK KRİZİ YAŞANIYOR
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi’nden Tahsin Mert Saygın, işten çıkarmalarda sendikalı olduğu bilinen akademisyenlere yönelik bir önceleme yapıldığını belirtti.
İşten çıkarmalarda ancak tek etkenin bu olmadığını belirten Saygın, “Daha çok bölümlerin öğrenci taleplerinin azalması ve öğretim görevlisi ihtiyacının kalmaması gerekçe gösteriliyor. Bunun dışında yükseköğretimin genel olarak tamamen finansal bir şekilde yönlendirilmesi, net bir yükseköğretim kanununun özel üniversitede çalışan akademisyenler için geçerli olmaması sebebiyle bir emek kriziyle karşı karşıyayız” dedi.
YÖK’ün belirlediği kontenjanlarla vakıf üniversitelerine olan talebin uyuşmadığını vurgulayan Saygın, bunun sonucunda kontenjanların azaldığını bunun da kâr krizi yarattığını belirtti.
YÖK’ün Nisan 2020’de, vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim görevlilerinin kamudaki meslektaşları ile “eşit ücret” almaları yönündeki kararını anımsatan Saygın, “Bu kararın bunca yıldır tam anlamıyla uygulanmaması da vakıf üniversitelerindeki krizin bir süredir devam ettiğinin de göstergesi. Vakıfta işten çıkarmalar son 2 yıldır yoğun bir şekilde sürüyor. Bu nedenle işten çıkarılanların mutlaka hukuki yollara başvurması çok önemli. Keyfi gerekçelerle yapılan işten çıkarmalar idare mahkemelerinde alınan kararla kurumların aleyhine sonuçlanıyor. Üniversiteler biraz da hukuki yollara başvurulmayacağının kendilerince güvencesiyle bu kadar kitlesel işten çıkarmalar yapabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
Yorumlar