Tüm haberler
BirGün 28 Jul 2026, 05:00 Dünya

ABD'de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor

Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni bir cadı avına dönüşmesin. Son olarak Marco Rubio’nun geçtiğimiz hafta “Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti” başlıklı bir rapor paylaşmış ve sol düşmanlığını yepyeni bir boyuta taşıyar…

ABD'de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor

Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni bir cadı avına dönüşmesin. Son olarak Marco Rubio’nun geçtiğimiz hafta “Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti” başlıklı bir rapor paylaşmış ve sol düşmanlığını yepyeni bir boyuta taşıyarak Küba’ya uygulanan ABD ambargosuna karşı çıkan tüm dayanışma biçimlerini, kurumları ve aktörlerin isimlerini de vererek hedef almıştı. Raporun hedef aldığı faaliyetlere bir arada bakıldığında Küba’yla dayanışmanın ötesinde, ABD dış politikasına, Trump yönetiminin baskıcı iç politikasına ve anti-demokratik uygulamalarına karşı çıkan her türlü itirazın şüpheli hale getirildiği görünüyor.

Rapor adeta bir “torba yasa” mantığıyla kurgulanmış. Vietnam Savaşı karşıtı hareketlerden günümüzün sınır dışı (ICE) karşıtı mücadelelere, insani yardım konvoylarından siyah özgürlük hareketine ve Amerika'nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) gibi yapılara kadar her şeyi onlarca yılı, onlarca farklı hareketi ve onlarca benzemezi aynı şemsiyenin altına doldurmuş. Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık mücadeleleri, ABD’deki siyah özgürlük hareketi, savaş karşıtlığı ve öğrenci eylemleri "Batı medeniyetine duyulan nefret"in yansıması olarak çerçeveleniyor. Bu bakımdan rapora göre Küba’nın “suçu” da dünyanın ezilenlerine “ırkçı Yankee emperyalizmiyle” karşı karşıya olduklarını anlatabilmesi.

McCarthy dönemi tasfiyelerini örnek alınacak başarılı bir model olarak öven rapor bu tarihsel arka planı çizerken aynı zamanda açık bir fişleme operasyonu yaparak resmi bir "düşman listesi" oluşturuyor. Rapor toplamda 43 kişi ve kurumu ismen anıyor. Bunlar arasında Zohran Mamdani, Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass ve Amazon İşçi Sendikası kurucusu Christian Smalls de bulunuyor. Hasan Piker, Thiago Ávila, Jeremy Corbyn, Pablo Iglesias, Isra Hirsi gibi isimler raporda tek tek anılıyor.

∗∗∗

Aynı işlem anti-emperyalist çizgideki kurum ve yayınlara da uygulanıyor. Breakthrough News ve Tricontinental gibi haber siteleri yaptıkları habercilik nedeniyle hedef alınıyor. Tüm bunlar sadece kağıt üzerinde bir suçlama olarak da kalmıyor. Raporun yayımlanmasından hemen ertesi günü People’s Forum, BreakThrough News ve Tricontinental’e zorunlu kongre celpleri gönderiliyor ve tüm iç yazışmalarını, örgütsel kayıtlarını ile mali belgelerini talep ediliyor.

Trump'a muhalefet etmek, göçmenlerin sınır dışı edilmesine karşı çıkmak ve Küba yanlısı ajitasyonun merkezi ilan edilen People’s Forum’dan "yabancı fonlar ve vergi muafiyetleri" gerekçesiyle yürüttüğü soruşturma kapsamında Eylül 2025’ten beri bu kurumlardan belge isteniyordu. Ancak sürecin zorunlu belge ibrazı aşamasına geçmesinin raporla aynı güne denk gelmesi sol örgütlere yönelik baskının artık sistematik bir devlet politikasına dönüştüğünün bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Ayrıca belgenin zamanlaması bir açıdan daha manidar. Rubio, rapordan birkaç gün önce Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 66 ülkeden temsilciyi “aşırı sol terör” gündemiyle Washington’da toplamıştı. Toplantıda bu ülkelerden “aşırı sol terör”ü bir güvenlik tehdidi olarak kabul etmeleri; sol örgütler hakkında bilgi paylaşmaları vb gündemler vardı.

Rubio, bu toplantıda son derece absürd iddiaları ard arda sıralarken solu da "Zamana ve yere göre farklı sloganlara ve ideolojilere bürünebilirler. Kendilerine antikapitalist, anti-emperyalist, komünist, anarşist ya da Marksist diyebilirler. Fakat temel karakterleri daima aynıdır: Eşitlik, adalet ve özgürleşme diline bürünmüş zehirli bir hınç." olarak tarifliyordu.

∗∗∗

Küba’ya yöneltilen "ideolojik cephe kurma" suçlamasının çok daha açık ve kurumsal biçimini bugün bizzat ABD'nin kendisi hayata geçiriyor. Bu açıdan Küba raporu ve hemen ardından gelen celpler, Rubio’nun uluslararası toplantıda tarif ettiği stratejinin ABD içindeki ilk pratikleri olarak okunabilir.

Öte yandan rapora tepkiler de geliyor. 11 Demokrat Kongre üyesi Trump yönetiminin Amerika'yı 70 yıl öncesine, McCarthy dönemi Soğuk Savaş paranoyasına geri götürmeye çalıştığı vurgulayarak federal devletin muhalefete karşı kullanılmasına karşı denetim yetkilerini devreye sokacaklarını açıkladılar. ABD'nin Küba'ya karşı askeri gemi konuşlandırmasını ve yakıt gemilerine el koymasını da eleştiriyorlar.

Bu itirazların nasıl sonuç vereceğini şimdiden öngörmek güç ancak görünen o ki ABD'de kabul edilebilir muhalefetin sınırlarının yeniden çizildiği bir döneme giriliyor. Bunun dünya çapında yansımaları olacaktır. Bu açıdan bu tür kurgusal suçlamalara ve sistematik cadı avına karşı çıkmak, ifade özgürlüğünü önemseyen herkes için giderek daha acil bir mesele haline geliyor.

Haberin tamamını BirGün'da oku

Günün trend anketleri

Ana Sayfa Belediyeler
Sonuçlar
Vekiller Partiler